Dekanımız Mezuniyet Töreni Konuşma Metni

Sayın Rektör Yardımcım, Kıymetli Aileler, Değerli Konuklar, Sevgili Öğrenciler

İnsan hayatının içinde birçok an yaşar. Bunların bir kısmı acılarla, bir kısmı sevinçle, bir
kısmı umutla, bir kısmı hüzünle doludur. Yaşanan bu anların birçoğu hafızamızda kalmaz.
Birçoğunu unutmak için çalışırız. Bir düşünürün de belirttiği gibi insan hatırlamaktan daha
çok enerji harcarmış unutmak için. Neyi unutmak, neyi unutmamak ise her insandan insana
değişir. Değişmeyen, unutulmayan ve herkesin hatırasında dün gibi hatırlanan ise özel
anlardır. İşte bugün böyle bir özel an için toplandık. Bu özel anın bütün pozitif enerjisinin
hayat boyunca üzerinizde olmasını diliyorum.
Öğrencilerimiz dört senelik meşakkatli ve bir o kadar zor, bir o kadar da kolay olan
eğitimlerini tamamlayarak bugün Türkiye’nin en güçlü üniversitelerinden birisinden mezun
olmanın kıvancını yaşıyor. Sizler her biriniz bu fakülteden mezun olmayı ve hayalinizdeki
mesleğinize girmeyi sonuna kadar hak ediyorsunuz. Eşdeğer bölümlerden mezun olanlardan
hiçbir eksiğiniz yok. Üniversite hayatının sadece eğitimle sınırlı olmadığını, bulunduğunuz
ortamda kazandığınız vizyon ve değerlerinde bu eğitimin ayrı bir parçası olduğunu
unutmamanız gerekir. İşte bu yüzden Akdeniz Üniversitesinde olmak sizi ayrıcalıklı kılar.
Üniversitemizin aynı dönem üniversiteleri içinde en gelişmiş olanı ve ülkemizdeki diğer
üniversitelere göre de en gelişim ve değişime açık üniversitesi olduğu açık bir gerçektir. Bu
üniversiteyi tercih ederken, kapısından girdiğiniz andan itibaren farklılığı hissettiğiniz o ilk
günün heyecanı ile bugünkü son günün heyecanı hatırınızda kalacak ve bunun heyecanını
hayatınızın sonuna kadar hissedeceksiniz. Artık mensubu olduğunuz bölümlerde hocalarınızla
meslektaşsınız. Bunun bilincinde olmanız ve mesleğinize karşı aynı saygınlıkla yaklaşmanız
önemli ve gereklidir.
Sizlere ifade etmek istediğim bir diğer konuda hayatınızın bundan sonraki döneminde
yöneliş ve davranışlarınız ile ilgili olacak. Hayatın sevgi üzerine kurulu olduğunu ve her şeyin
içinde sevgi aramak gerektiğini unutmayın. Nefret veya negativizm üzerine kurulu bir hayat
olsaydı insan yaşamı içinden çıkılmaz bir hal alırdı. Bu durum mesleğiniz içinde geçerli.
Konfüçyus’un dediği gibi “Eğer hayatta sevdiğiniz bir işi yapıyorsanız, bir gün dahi çalışmış
sayılmazsınız”. Sizler okulunuza severek geldiniz, severek okudunuz ve şimdi mezun
oluyorsunuz. Sevgi ilkesini hayatınızda düstur edinin. Hepiniz aynı zamanda birer sanatçı
adayısınız. Sanatın içindeki en temel duygunun sevgi olduğunu ve mutlak estetik kaygısıyla ile
ilişkili olarak sevgisiz bir sanatın olamayacağını unutmamak gerekir.

Hangi dal olursa olsun üniversite eğitimi bütün dünyada bilginin %5-%10’nunu aktarır.
Mezun olurken size bir anahtar olarak diplomanızı verir. Bu anahtarı kullanarak içeri girip
deryaya dalmak ya da kullanmayıp bir kenara koymak sizin elinizde. Sizlerden geleceğe
yönelik hedeflerinizi belirlemenizi, amacınız doğrultusunda hareket etmenizi bekliyorum. Bir
üniversite mezunu olarak soru sorabilme, bu soruları etraflıca düşünebilme, araştırma,
keşfetme, yaratıcı olma yetilerine sahipsiniz. Hayatta karşınıza çıkacak bütün zorlukları da bu
eğitim perspektifinde analiz ederek, rasyonel ve reel düşünerek bütün ön yargılardan uzak
durarak değerlendirmeniz her açıdan önemlidir.
Sevgili veliler, birkaç şey de sizler için söylemek istiyorum. Günümüzde moderniteyle
birlikte toplumsal birçok sorunla karşı karşıyayız. Bu sorunların temelinde, bir veli olarak
benimde açıkça itiraf etmem gerekirse çocuklarımıza yeterince zaman ayırmamız başta gelen
neden olarak görülmektedir. Onların sadece dersleriyle değil sosyal ilişkileri ile de
ilgilenmemiz, doğru rol modelleri göstermemiz, yeri geldiğinde annesi-babası olduğumuzu
unutturmadan onlarla dertleşmesini bilmemiz gerekiyor. Hiçbir anne ve baba çocuklarımı
sevmiyorum ya da önemsemiyorum diyemez. Sorunların en başında onlarla doğru iletişimi
kuramadığımızı görüyorum. İletişim çağında yanımızdakiyle konuşmak ya da ilgilenmek
yerine, bizden olmayan çok uzak bir dairedeki kişiyle ilgileniyor ona beğeniler gönderiyoruz.
Hâlbuki dairenin merkezinde olan kendimiz ve ona en yakın olan birinci daire içindeki
çocuklarımız bizim için daha önemli ve daha gereklidir. Çocuklarımızla iletişimi her ne olursa
olsun! koparmayalım. Onların kararlarına saygı duyalım ancak, yönlendirici ve doğru yolu
gösterici rollerimizi de unutmayalım, yerine getirelim. Günümüz dünyasında çocuğunuzun
yaşı kaç olursa olsun, onunla ilgilenmek zorunda olduğumuz gerçeğini de aklımızdan
çıkarmayalım. Sizlere bir kez de ben teşekkür etmek istiyorum böyle seçkin çocukları
yetiştirdiğiniz için….
Son olarak değerli öğretim üyelerime seslenmek istiyorum. Mevlana’nın bir sözünü
burada anmadan geçmek sanırım olmaz. Mevlana diyor ki; “Sen taş, kaya ve mermer dahi
olsan, eğer bir terbiyecinin (gönül sahibinin) eline düşersen cevher olursun…” Sizler bu
gençlerimizi dört yıl boyunca eğittiniz. Bu gençler sizlerin eseridir. Dışarıda ekmek yerlerse
sizi minnetle anacaklar. Üzerimizdeki sorumluluk çok büyük. Bu sorumluluğun kendisi kadar
vebali de… Sizler öğrencilerinizle anılacaksınız. Öğrencilerinizin yaptıkları, ürettikleri sizden
bir parça olarak yansıyacak. Terbiyeci olarak, şekillendirdiğiniz bu gençlere katkılarınız
dolayısıyla sizlere de ayrıca teşekkür etmek isterim.

Tabiki Fakültemizin bu görünen yüzünün arkasında, bir de görünmeyen kahramanları
var. Onlar bu fakültenin özveriyle çalışan idari personeli. Onların destekleri olmasaydı,
fakültedeki birçok iş sanırım doğru ilerlemezdi. Bu görünmeyen kahramanlara da ayrıca
teşekkür etmek isterim.
Sevgili gençler, dört yıl içindeki eğitiminizde sizlere soru sorabilme, düşündüklerinizi
korkusuzca ama saygı ve ahlak çerçevesinde ifade edebilme, fikirlerinizi paylaşma, hayal
ettiklerinizi tasarlama, ortaya çıkarıcı olma, başkalarının fikirlerine ve hayatına saygı duyma,
herkesle dostluk ve kardeşlik içinde yaşama ve hepsinden önemlisi de nasıl
öğrenebileceğinizi gösterdik. Öğrenmenin ve okumanın keyifli ve sadece insana has bir
özellik olduğunu hatırlattık. Bütün bunlar sonucunda ise sizden beklentilerimiz var. Bunların
başında, her ne olursa olsun doğru ve adil insan olmanızı, önce kendinize sonra çevrenize
bildiklerinizi yansıtmanızı, faydalı olmanızı, hayal kurmanızı, tefekkür etmenizi,
(düşünmenizi), çalışmadan emek vermeden hiçbir şeye sahip olmamanızı, birlikteliğin
değerini bilmenizi, ülkemizi ve insanlığı geliştirmek için çaba göstermenizi bekliyoruz. Sizler,
Akdeniz Üniversitesi mezunu olarak buna hazırsınız. Üniversite yıllarını unutmadan
hayatınızın başarılarla dolu, bahtınızın açık olmasını diliyorum.

Sevgi ve Saygılarımla.

Prof. Dr. Osman ERAVŞAR
Dekan

0

Misyon

Akdeniz Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi'nin misyonu, ülkemizin ve bölgemizin sahip olduğu tarihsel ve kültürel altyapıyı, güncel gelişmeler çerçevesinde yorumlayan, yüksek nitelikli akademik programları kurgulamak; bu programlar ile evrensel düzeyde sanat ve tasarım ürünleri ve bilgisi üreten sanatçılar, tasarımcılar ve akademisyenler yetiştirmek; toplumsal veriler ve ihtiyaçların sanat ve tasarım ürünlerine dönüşümüne katkı sağlamak; toplumun sanatsal, sosyal ve kültürel gereksinimlerini en üst düzeyde karşılamak; evrensel düzeyde kültür ve sanat alışverişini gerçekleştirebilmektir.

Vizyon

Akdeniz Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi, eğitim, öğretim, araştırma, sanat ve tasarım alanlarında kaliteyi sürekli iyileştiren, toplumsal sorunlara ve çevreye duyarlı, girişimci, sanat ve tasarım alanındaki etkinlikleri ve ürünleri ile evrensel düzeyde eğitim veren bir kurum; gerekli akademik ve idari kadrolar ile birlikte teknik donanım ve mekânsal imkânlara sahip bir Fakülte olmayı hedeflemektedir.

İletişim

Akdeniz Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi
Akdeniz Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Dekanlığı Dumlupınar Bulvarı 07058 Kampus Antalya / TÜRKİYE
Tel: 0 242 310 62 00
Tel: